Vücudunu çevreleyen parlak, ateşli bir auraya sahip küçük bir çocuk, alacakaranlıkta geniş bir ortaçağ savaş alanında yavaşça yürüyor. Titreşen alevler kararlı ifadelerini aydınlatıyor ve yere uzun gölgeler düşürüyor. Arkalarında, karmaşık, savaştan yıpranmış zırhlara bürünmüş sıra sıra yüksek şövalyeler sessizce duruyor; heybetli figürleri loş, ateşli parıltıyla vurgulanıyor. Çocuğun aurasından çıkan kıvılcımlar, kararmakta olan gökyüzüne doğru sürüklenirken, rüzgarla taşınan soluk, parlak korlarla karışırken, atmosfer beklentiyle yüklüdür.